Yazar

bedrettingundes@mynet.com

5 makale bulunmakatadır

İŞÇİYE KIYMAYIN EFENDİLER…

Yaşamı yeniden yorumlamak istiyorum. İnleyen, horlanan, acıyı mesken tutmuş yaşamları anlatmak istiyorum.

16:42 - 28 Aralık 2014

+A

-A

Çocuklarına mahcup olmamak için, kıt kanat geçinmek için, yaşamın ağır yükü altında ezilmemek için direnen insanları anlatmak istiyorum. 
Onurunu incitmemek için, yoksulluk sınırının altında bir ücretle destansı bir yaşam sürdürmeye çalışan emekçileri anlatmak istiyorum.
Kimisi yeni nişanlı, kimisi küçük bir yuvada ısınma, taksit ödeme telaşında. Namertçe dünyayı daraltan anlayışların esaretinde, eğer yaşamak denilirse bir hayat sürdürmeye çalışıyorlar.
Yoksulluğun ve açlığın esaretinden kurtulamamış bir ülke olarak, yeni istihdam alanları yaratmak, işsizliği gidermek için çalışılırken, yoksulluğun altında bir ücretle çalışan işçilerin işine son vermek hangi aklın, hangi vicdanın yarattığı bir güdüdür. 
Mucizeler yaratırcasına yaşamlarını idame etmeye çalışan yoksul emekçileri kapı dışarı etmek, nasıl bir ahlaktır, nasıl bir duygudur anlamakta zorlanıyor insan.
Asgari ücretle çalışan bu emekçilerin,  Mersin Büyükşehir Belediyesinden işten atılmaları ve yarattığı dramlar vicdanları sızlatıyor. Her gün yüzlerce insan yoksulluğun altında bir ücretle çalışmak için kapı kapı dolaşarak iş arıyor. Ezile büzüle yoksulluğun esaretinden kurtulmak istiyor. 
Bu işsizlik devam ederken, çalışarak geçinmeye çalışanların işten atılmaları, sorumsuzluk değilde nedir? Büyükşehir sınırlarının il geneline dönüşmesiyle, yeni istihdam alanları yaratılarak işsizliğin azaltılmasına çalışılması gerekirken, işten atmalar hangi mantığın ürünüdür.
Bir annenin sıcak yüreğiyle elinden tutarak getirdiği bir genci düşünün. “Ne iş olsa yapar, ne olursunuz bir iş bulun evladıma”  diyen o annenin titrek sesi, boynu bükük mahcup duruşu, yakarışı hep insanın içini sızlatır. İşten atılan emekçilerin çocuklarını düşünün, nişanlı olanları, hayallerini, taksitlerini, borçlarını düşünün... 
Nasıl olacak, ne yapacaklar? Nişanlılar ayrılacak, çocuklar okul harçlığı alamayacak, borçlar kapıya gelecek ve aile dramları yürek yakacak. Bu adaletsiz, vicdansız ortamda kent barışı, huzuru nasıl sağlanacak. Ayrımcılığın, kaygısızlığın kente yansımaları nasıl olacak.
Büyükşehir Belediyesi 1000’ün üzerinde emekçinin işine son verdi. Adeta sokağa attı. Onlarda parklarda, caddelerde, sokaklarda vicdanı yorulmuş insanlara sesleniyorlar.  “İşimizi geri istiyoruz, çalışmak istiyoruz. Çocuğumuza bir lokma ekmek götürmek için emeğimizle çalışmak istiyoruz” diye. 
Yaşamın ağır yükü altında çaresiz kalan Büyükşehir mağdurları, olabildiğince bağırmaya, haykırmaya, demokratik tepkilerini kurdukları çadırlarda dile getirmeye başladılar. Ne yazık ki, hırsı aklının önüne geçmiş yönetenler ve vicdanı yorulmuş insanlardan tık yok.
Evet;  vicdan yoksunu, dayanışma, anlama, acıma yoksunu yöneticilerin bu tavrı karşısında, tüm kent bileşenleri de istenilen tepkiyi gösterebilmiş değil. Bu çaresiz emekçilerin sorunlarına karşı duyarsız kalmaları da, kabul edilebilir değil. Demokratik tepki kent barışı açısından son derece önemli bir girişimdir. 
Kentin mesleki ve sivil toplum kuruluşları bu sorun üzerinde bir araya gelerek, yaşananların ve işten çıkarmaların yaratacağı olumsuz koşulları değerlendirmelidir. Hiç kimse çalışmadan, emek harcamadan maaş almasın. Zaten bu durumda olan da yok. Ancak, çalışanı kapı önüne bırakmak, açlığa mahkûm etmek, çocukları, aile dramlarını umursamamak açıkçası körlüktür. Vicdan yoksunluğudur.
 İnsan olarak görünmek değil, insan olarak düşünmek ve yaşamaktır asıl olan…

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000
helal olsun 27 Mart 2015 15:39

GERÇEKLERİ SÖYLEYEYEBİLEN DELİ KANLI YAZARLARIMIZ DA VAR MERSİNİMİZDE

Cevapla
ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sizce Türkiye'de yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç var mı?

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku