Yazar

abdullahayan@gmail.com

81 makale bulunmakatadır

CHP' nin vakitsiz yeni yol arayışları…

Huylu huyundan vazgeçmiyor sözünün kişiler için geçerli olduğu gerçeği iş CHP' ye geldiğinde akıl almaz biçimde kurumsallaşıyor.

11:55 - 30 Temmuz 2018

+A

-A

Huylu huyundan vazgeçmiyor sözünün kişiler için geçerli olduğu gerçeği iş CHP' ye geldiğinde akıl almaz biçimde kurumsallaşıyor.

Öyle olmasa 24 Hazirandan sonra ülke rejim ve sistem değişikliğiyle bambaşka yerlere savrulurken sanki başka derdimiz kalmamış gibi, ortaya çıkan yeni durumu, ekonominin girdiği darboğazın hızla krize doğru evrilmesini bırakıp CHP' yi konuşur olur muyduk?

Kişilere özgü 'alışkanlıkları terk edememe' sorunu; söz konusu CHP olunca, partinin ya da ülkenin girdiği her krizle birlikte gelen 'kurultaya gitme' özelliğiyle bir kez daha karşımıza çıkıyor.

Aslına bakarsanız işin temelinde sürpriz yok…

Ortada sandığa yansıyan bir başarısızlık varsa -ki CHP' nin de Cumhurbaşkanı adayı gösterilen İnce' nin de koyulan hedefe göre herhangi bir başarısından söz etmek mümkün değil-  bunu sorgulamaktan, parti yönetimine hesap sormaktan daha olağan ne olabilir?

Ama CHP' de iş eleştiri/öz eleştiri mekanizmalarını işletmenin ötesine geçmiş…

24 Haziran sonrasında bile,'sonuç ne olursa olsun, ağzımdan kurultay sözcüğünü duymayacaksınız' diyen İnce' nin 'yeni kurultay için imza toplama' seferberliğinden habersiz olduğuna kim inanır? (27 Haziran günü Murat Karayalçın ile görüşme ardından yaptığı açıklama)

Seçim tablosunun netleşmesi ardından 'Anadolu' yu karış karış gezecek, seçim kampanyası sürecinde gitmediğim kentlere gideceğim' diyen İnce' nin Erzurum ve Kırklareli ziyaretleriyle yetinerek, tüm gücünü olağanüstü kurultaya ve kurultayda partinin başına geçmeye yoğunlaştırması  (örneğin kurultaya sunmak amacıyla hazırladığını söylediği manifesto gibi) beraberinde izaha muhtaç pek çok soruyu da gündeme getiren gelişmeler…

En önemlisinden başlayayım:

CHP' de Kılıçdaroğlu gidip, yerine İnce gelince ne değişecek?

Yeni rejimle birlikte bırakın muhalefet partilerini, iktidarda olan AK Parti' nin Meclis grubu, teşkilatları ve tabandan tavana kadar kadrolarının yeni sistemdeki konumları, hareket kapasiteleri de tartışmalı durumda.

Siyaseti eski alışkanlıklarla, bugüne kadar bildiğimiz yöntemlerle sürdürme hali sona ermekte ve bir dönem kapanırken, başlayan yeni dönemin nasıl sürdürüleceği bir yana, tahminde bulunmanın bile güçlükleri ortada…

Belli ki, 'bindirildiğimiz alametle, gitmekte olduğumuz kıyametin' bizi nereye savuracağı bile meçhul…

Bunca bilinmezin arasında, siyaset iyice iğdiş edilirken, CHP' nin hiçbir şey olmamış gibi, genel başkanı değiştirip, yoluna devam edeceğini sanmak, o partide bazı hesapların içinde olanları tatmin edebilir ama ülkede yaşananları bile mum ışığında arayacağımız yeni krizlere gebe ortak gelecek adına kaygılananların hiçbir derdine derman olmaz…

CHP mevcut enerjisini, iç kavgalarla tüketip toplumun tüm umutlarını yerle bir etmeden derlenip toparlanmalı, en azından yaklaşmakta olan yerel seçimlere kadar, partiye nasıl hakim olunur stratejileri yerine başta İstanbul, Ankara olmak üzere büyük şehir belediyeleri nasıl kazanılır sorularına cevap aranmalıdır…

İstanbul, Ankara' yı AK Partinin elinden alacak CHP' nin toplumda estireceği rüzgar, bugün yaşanmakta olan hayal kırıklığını umuda dönüştürecek bir dalgayı da beraberinde getirir…

Aksi durum ise sadece CHP çatısı altında yer alanları değil, toplumun genelini yılgınlığa ve umutsuzluğa sevk eder.

O durumda yorgan gitmiş olacağından kavga edecek koltuk ta anlamını yitirecektir.

CHP' de kurultay isteyenlerin dağılımına bakıldığında da, ülkeyi girdiği çıkmazdan kurtaracak 'naif' arayışlardan çok, yerel seçimler öncesi kazanılması muhtemel kimi belediyelere mevcut genel merkez yönetimi yerine adayları belirleme sevdalılarının küçümsenmeyecek ağırlığını da göz ardı etmemek lazım.

CHP, Genel Başkanlığa kim oturur sorularından önce, hangi ittifaklarla, hangi ortak söylemlerle yerel yönetimler kazanılabilir? sorularına yanıt bulmaya çalışmalıdır.

Bunun içinde her Büyükşehir Belediyesini oluşturan il sınırları içindeki oy dağılımları, taban dengeleri, her ilin kendine özgü sorunları/çözümleri, tehdit ve fırsatları üzerinden oluşturulacak ortaklıklar üzerinden yeni ittifaklar masaya yatırılmalı, dil,din, renk ayrımının ötesine geçen kucaklayıcı anlayış partiye hakim kılınmalıdır.

En azından yerel seçimlere kadar ve özellikle de aday belirleme sürecinde, bugüne kadar bir türlü terk edilemeyen dar kadroculuk ve onun yarattığı sekter siyaset tarzı terk edilmelidir…

Bu temelde ortaya stratejik bir yol haritası koyulursa, kitlelere umut verilebilir, o umut bir kez daha sandığa gitme, iradeye sahip çıkma heyecanına yol açabilir…

Aksi durumda ne mi olur?

İstanbul, Ankara' yı almak şöyle dursun, İzmir gibi, Kadıköy, Şişli gibi kaleler düşer.

Mersin' i, Adana' yı çantada keklik görenlere şimdiden çantanın gerçek durumunu, kekliğin ruh halini  anlatayım istedim…

 

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sizce Türkiye'de yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç var mı?

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku