Mersin

BÜLENT GÖNEN YAZDI: BİR İNSANLIK SORUNU ; İNSAN !

BÜLENT GÖNEN YAZDI: BİR İNSANLIK SORUNU ; İNSAN !

12 Eylül 2019 12:26
-A

+A

                                                   BİR İNSANLIK SORUNU ; İNSAN !
 
            İnsan ;  yaşama karşı tahmin edilemez neden – sonuç ilişkilerine dayandırılmış eylemsellik taşır. Öyle ki kendisi bile neden böyle davrandığını açıklayamaz. Doğasında olan hakim olma geni, tahmin edilemez sonuçlar doğurur. Yaşamak adına vahşi yaşamda , ne varsa insan da hepsi var, bir farkla ; fark = insan düşüne biliyor. O yüzden insanların verdikleri zarar,  diğer canlılara göre daha hızlı büyük ve geri dönüşümsüz oluyor. Ve insan bu davranış bozukluğunu bildiği için , kendisini kontrol edecek kurallar koyar. Onu uygulayacak “kolluk kuvvetleri “ ve uygulatacak mevkiler oluşturur. Kendine bu kadar GÜVENMEZ  yani. 
 
İnsan düşüncesinin suça dönüşmüş haline ,Ego denir.  Egosu yüksek insanlar her türlü suça  meyilli olurlar. Tahmin edilemez yüksek arzularının gerçekleşmesi için yaptıkları eylemlerin sonuçlarına kendileri bile şaşırabilirler.. Ama bu onların yanlış olandan dönmelerini pekte sağlamaz. Bu durum mikro düzeyde ailelerden ‘ Makro düzeyde  devletlere kadar’ ilerler. Egosu yüksek insanlar , bir de ellerine güç geçirdiler mi, ya da rakip , engel gördükleri birilerine karşı fiziksel, parasal vb. üstünlükleri varsa, şiddeti de içeren eylemlerin ortaya çıkması kaçınılmaz .

Son dönemlerde artan kadın cinayetleri , aile içi şiddet eylemlerinin altında yatan en önemli sebep , yukarıda bahsettiğimiz durumdur. Yüksek erkeklik egosu , karışındaki insanı mal gibi sahiplenme egosu , harekete geçen ilkel zamandan kalan yabani dürtüler ile sonuçları tahmin edilemez dramlar. Ölen , sakat kalan kadınlar , annelerini kaybetmiş yada  anneleri ile kaçıp saklanmak zorunda kalan psikolojik sorunlu çocuklar, travmalı aile yapıları.
 
Özellikle son dönemde yayında bulunan ve sürekli dayak yiyen , taciz edilen , ölüm korkusu ile kaçan saklanan kadınları anlatan dizi yada sinema filmleri….Sabah eski sinema  sanatçıları yada mankenlerin hafiyeliğe soyunduğu, adaleti yargıdan alıp stüdyoya taşıyan , hakimi savcıyı Yüce Türk Milleti adına kendilerini sanan reyting meraklısı programlar.  Benzer durumların meşrulaştırılması için yeterli  zeminin yaratılmasında önemli rol oynamaktadırlar. 
 
Ehliyetsiz ,  okul bitirmemiş , tahsil yapmamış  din adamlarının  , kadınları bir meta gibi göstermeleri de ayrıca erkek egemen toplumda önemli bir etkendir. Bakınız bir kadının kocasından dayak yemesinin sebebinin kendisi olduğunu söyleyen sözde alimler , erkeklerin buna rağmen kadınları döverken insaflı olmalarını telkin ediyorlar. Kadının dayağa başkaldırmaması telkin ediliyor, dayak yiyince mutlu olun diyor, kocanızın sinirli halini sakinleştirdiniz diyor, bu sözde din adamları. Baş  kaldırmasının sonucu cehennem …. Ama  erkek her türlü zulmü  yapsa da güvende. Yani erkeğin  kadını dövmesinin , ona şehvet duyup günah işlemesinin sebebi yine kadın.

Sakın bu durumun gelişmiş ülkelerde az olduğunu düşünmeyin. 

İngiltere’de ve Galler’de  her yıl ortalama 85,000 kadın ve 12,000 erkek tecavüze uğruyor. Bu da ülkede ortalama her saat 11 tecavüz vakası demek oluyor. Ayrıca bu kurbanların % 25 i engelli. Bu şiddet ve tecavüz olaylarında ABD birinci sırada ve ilk onda  İsveç ,  İngiltere , Almanya ,Fransa ve Kanada var. Yani kadına karşı yapılan faşizm her ülkede yoğun derecede var.
Toplumun modernleşmesi veya geride kalması asıl nokta değil , Yüksek erkeklik egosunun oluşturduğu maddi-manevi her türlü tek yanlı kurallar  ve kapitalizmin dayattığı tüketici toplumdaki dağınık aile yapısının kadının yaşam alanı üzerindeki kaçınılmaz sonuçlarıdır.  
 
 
 
 
 
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku